Mahsuni Şerif (1940-2002)

 

Pir Sultan Abdal geleneğinin son büyük ozanı, Aşık Mahsuni Şerif 1940 yılında, Afşin’in Berçenek köyünde doğdu. 1956 yılında ilkokulu, Berçenek’te bitiren ozan. 1957’de girdiği Astsubay okulunu, 1960’da başarıyla bitirmesine rağmen, Alevi olması ve halk türkülerine olan düşkünlüğünden dolayı ordudan atıldı. 1971 yılında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmeleri üzerine, Dönemin başbakanı Nihat Erim hakkında yazdığı “Erim Erim Eriyesin” isimli türküyü, plağa okur okumaz tutuklandı. Türkülerinden dolayı evi yakıldı, defalarca saldırıya uğradı ve işkence yapıldı. 1962 yılından 1988 yılına kadar 5 yıldan fazla hapis yatan Mahsuni Şerif, Alevi ve Kızılbaş olmaktan duyduğu onuru, eserlerinde her zaman belirtti.

Toplam 58 kaseti, binlerce türküsü ve 8 kitabı olan Mahsuni Şerif, 1998 yılında, dünyanın yaşayan en büyük üç ozanı içinden ilki seçildi. Türküleri birçok dilde söylenen Mahsuni Şerif, 2001 yılında “Elhamdülillah Kızılbaşım, ben değil yedi sülalem de Kızılbaştır” dediği için DGM tarafından yargılandı. Alevi Bektaşi geleneğinin bu büyük ozanı, Hakka yürüdüğü 2002 yılı 17 Mayısına kadar, türkülerinden vazgeçmedi.

Ölümsüzlük âlemine göçtüğü gün olan 17 Mayıs’a kadar, devlet tarafından yargılanan ve vasiyeti üzerine, Hacıbektaş dergâhının çilehane kısmına gömülen ozan. Ustam dediği Pir Sultan Abdal’ın Alevi geleneğini sonuna kadar yaşatmış bir gönül eri olarak, ışıklar içinde uyumaktadır.

İşte gidiyorum çeşmi siyahım
Önümüze dağlar sıralansada
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansada

Bağladım canımı zülfün teline
Sen düşürdün beni elin diline
Güldün Mahsuni’nin berbat haline
Mervan’ın elinden parelense de …